AMERİKAN FİLM BENZERLİKLERİ
Polis arastirmalari sirasinda en az bir kez bir striptiz salonuna
ugramak sarttir.
Amerika'daki bütün telefon numaralari 555 ile baslar.
Biri sizi sehirde kovaliyorsa, senenin hangi günü olursa olsun,
genellikle St. Patrick Gunu torenlerine rastlarsiniz ve kalabaliigga
karisirsiniz.
Butun yataklarda L seklinde çarsaflar bulunur ve bu çarsaflar kadinin
koltuk alti hizasina kadar uzanirken onun yaninda yatan erkegin bel
seviyesine kadar uzanir.
Bütün market alisverisi çantalarinda en az bir somun Fransiz ekmegi
bulunur.
Kontrol kulesinde konusabilecek birini bulan herkes bir uçagi
indirebilir.
Herhangi bir binanin havalandirma sistemi mükemmel bir saklanma
yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklina gelmez ve siz de hic bir
güçlükle karsilasmadan binanin herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.
Silahi yeniden doldurmaniz gerekiyorsa, daima muhimmatiniz bulunur...
daha önce hiç tasimiyor olsaniz bile.
sehriniz tabi bir felaket ya da bir canavar tarafindan tehdit
ediliyorsa belediye baskaninin ilk endisesi turistler veya yakinda
açilacak bir sergidir.
En tehlikeli yaralarla yaralanan biri gikino bile çikarmaz, ama bir
kadin yaralarini temizlerken inler.
Bir pencere cami bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri disari
atilacaktir.
Taksiye ödeme yapmak icin cüzdaniniza bakmaniza gerek yoktur; elinize
gelen ilk parayi çikarip uzatin, tam ücret kadar olacaktir.
Mutfaklarda elektrik dügmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfaga
girdiginizde buzdolabinin kapisini açmaniz yeterlidir.
Kelime islemciler asla cursor ekrani gostermez. Onun yerine hep "sifreyi
giriniz" yazar. Bilgisayarlar her tusa basildiginda bip sesi
çikarirlar.
Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvalti sofrasi
hazirlarlar, ancak baba ve çocuklarin kahvalti yapacak zamanlari hiç
olmaz.
Kabustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hizli hizli solur.
Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün bombalarin üzerinde
bombanin ne zaman patlayacagini bildiren büyük ekranlar vardir.
Ziyaret ettiginiz binanin tam önüne park etmek daima mümkündür.
Bir detektif bir davayi ancak askiya alindiginda çözebilir.
Bir çok laptop bilgisayar, istilaci uzayli uygarliklarinin iletisim
sistemlerini bozacak kadar güçlüdür.
Dövüs sanatlari içeren bir kavgada dusmanlariniz sayica ne kadar çok
olurlarsa olsunlar etrafinizda dans ederek dönüp dururlar ve
öncekiler nakavt oldukca sirayla kavgaya girerler.
Biri kafasina yedigi darbeyle baygin düsse bile asla bir beyin hasari
veya travma geçirmez.
Polis departmanlari memurlarini kesinlikle zit karakterlileriyle
eslestirmek icin onlara kisilik testleri uygularlar.
Yalniz baslarina kaldiklarinda yabancilar Ingilizce konusmayi tercih
ederler.
Her ihtiyaç duydugunda elektrikli testere bulman mumkundur.
Bir kagit ataci veya bir kredi kartiyla her kapi açilabilir; tabi, bu
kapi içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapisi degilse.
Hiç bir araba kilitlenmez camlari dahi örtülmez. Dünyanin arabasi
calinir ama bunlar hariç.
FBI, CIA'in bilgi sistemleri birileri bize girse de pat diye cevap
versek tarzinda çok misafirperver calismalar içindedirler.
TÜRK SİNEMASI REPLİKLERİ
-Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da.
-Annecigim, ben bu amcayi cok sevdim. Ona baba diyebilirmiyim?
-Bana annemi tekrar anlatir misin babacigim?
Senin annen bir melekti yavrum.
-Neden agliyorsun annecigim?
-Hayir yavrum aglamiyorum. Gozume toz kacti.
-Benim de senin yaslarinda bir oglum vardi evladim.
-Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadim, bunu anlamadin mi hala.
( Aktor veya aktrist amansiz bir hastaliga_genellikle ince hastaliga
tutuldugu zaman sevgilisine soyledigi ilk cumle.)
-Annen sen dogarken oldu yavrum.
-N'olur gercegi soyleyin doktor yasayacak miyim?
-O kizla evlenirsen, seni mirasimdan mahrum, evlatliktan men ederim.
-Nayir Necla, n'olamaz.
-Hayir siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum.
-Tanrim, bu resim... bu resim...
-Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatorun kizisin.
-Biz ayri dunyalarin insaniyiz.
-Aman tanrim, goremiyorum... Goremiyorum.. Kor oldum.
-Goruyorum... Goruyorum..
-Evlenince pembe pancurlu bir evimiz olacak.
-Aman Allahim, ne kadar mesudum.
-Hayir.. Durun..! Kemal sucsuzdur.. Aradiginiz suclu benim !
-Bizim bu dunyada yasamaya hakkimiz yok mu be hakim bey abicim. Ha?
-Bu ses.. Bu ses.. Olamaz, git.. Git buradan..
-Vucuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla.
-Ustlendigin vazife cok muhim Kemal, bu gorevi layikiyla yapacagindan
eminim.
-Ben kor bir gencim, hayatimi keman calarak kazanirim. Rica ederim
duygularimla oynamayin.
-Sen arkadasimin askisin.
-Sizi ebediyete kadar bekleyecegim.
-Lutfen haddinizi biliniz.
-Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanridan umit kesilmez.
-Tanrim ne kadar bedbahtim.
-Bana yillar once cilgincasina sevdigim bir kadini hatirlattiniz...
-Babanin kanini yerde koma ogul.
-Iste bana yazmis oldugun ask dolu mektuplar. Meger hepsi yalanmis.
Al bunlari.
-Hayir Tamer... Olaylar sandigin gibi degil.
-Fakirsin sen.. Fakir.. Fakir..
-Beni paranla satin alabilecegini mi sandin?
-Bu resimdeki amca kim anne?
-Sen kac yigidim, ben onlari oyalarim.
-Hayir.. Hayir.. Tertemiz hislerimle oynadin benim.
-Biliyordum.. Olmedigini biliyordum Rifat.
-Oh ne saadet.
-Yaa Justinyanus, iste buna Osmanli tokadi derler.
-Yettim yigidim.
-Yavrum Istanbul sana neler etmis?
-Saadet dolu yuvamiza kara bir golge dusurdun.
-Bizim gibi insanlar serefleri icin yasarlar, namuslari icin olurler.
Ama sen bunu anlayamazsin.
-Ben artik yarim bir insanim.
-Cocugumun ameliyat parasi icin yaptim herseyi.
-Aglamak istiyorum.
-Demek ikimizde ayni kadini sevdik.
-Olmadi Neriman, yapamadim.. Seni unutamadim.
-Ben sirtimda tas tasir, yine seni okuturum yavrum.
-Soyleyemedim anne, babamin simitci oldugunu yine soyleyemedim !
-Son nefesimde herseyi itiraf etmek istiyorum. Katil benim.
-Demek askimiz bir yalandi.
-Parayla saadet olmaz evladim, bunu sakin unutma.
-Tanrim neden, neden ben!
-N'allahim...sen sen ...bu ses n'olamaz...
YABANCI FİLM HATALARI
VERTICAL LIMIT
Filmin başında babaları düşerken 3 saniye boyunca ekranın üstünde
duruyor. Ama arkada kuşlar ötüp, uçuyorlar.
ERIN BROKOWICH
Erin, araştırmaya gittiği yerdeki çocukla konuşurken mikrofon
yukarıdan gözüküyor.
MISSION IMPOSSIBLE 2
Otomobil ile kovalamaca sahnesinde Tom Cruise'un emniyet kemeri
takılıyken bir sonraki görüntüde takılı değil.
INDEPENDENCE DAY
Filmde uzaylılar kente saldırıyor ve her yerde yangınlar başlıyor.
1-Ertesi gün hiçbir yer yanmıyor. Tek bir ateş bile yok. Bütün kentin
yangınını kim söndürdü?
2-Binaların enkazı da aynı günde kaldırılıyor. Ortada hiçbir yıkık
bina yok.
3-Tüneldeki bir odaya saklanan kadın kurtuluyor. Nasıl oluyorsa o oda
yanmıyor.
4-Her yer yanıyor ama ağaçlar sapasağlam.
5-Uzaylıların saldırısının ardından filmde karı-koca olan çiftten
erkeği ABD Başkanı ile birlikte aynı yerde, bayanı ise ABD
Başkanı'nın eşi ile aynı yerde kalıyor. Bu kadar rastlantı?
END OF DAYS
Filmin başında şeytan bir hava kütlesi olarak dolaşıyor. Restaurant'a
giriyor ve kamera restaurantı dışarıdan gösteriyor. Ancak bu hava
kütlesi pencerenin arkasından geçerken, pencerenin çerçeveleri de
kabarıyor.
TITANIC
Geminin ön kısmı batarken yatakta yatan ve beraber ölen 2 ihtiyar
daha sonra kayıklara binerken görülüyor.
Başlangıç sahnesinde çekimlerin yapıldığı kara parçası, üzerindeki
film ekibiyle birlikte uzaktan göze çarpıyor. Bu durum, geminin
battığı sahnelere kadar sık sık tekrarlanıyor.
Jack (Leonardo Di Caprio) ve arkadaşı, geminin güvertesinde denizdeki
yunusları seyrediyor. Ancak, küçük bir sorun var. İki yanı beyaz olan
bu cins yunuslar, Pasifik açıklarında yaşar, Atlantik'te değil.
Filmdeki "genç Rose"un gözleri yeşil iken, yaşlılığını canlandıran
aktris mavi gözlü.
Jack, Rose'a sarı kağıda yazılı bir not veriyor, Rose, notu açtığında
kağıt, bir anda beyaz oluyor.
İnsanlar, buz dağına çarpan gemide, bir oraya, bir buraya
savrulurken, geminin altında bunu sağlayan kaydırak gözüküyor.
Dikkatli izlendiğinde Jack'in birinci mevki restoranına girdiği cam
kapıya karşıda çekim yapan kameramanın görüntüsünün yansıdığı
görülüyor.
Rose filmin sonunda kurtulmak için bir düdük bulup çalıyor ama onca
soğuğa rağmen metal düdük hala nasıl çalışıyor ve ağzına yapışmıyor.
Titanic tamamen battıktan sonra Rose denizin dibinden çıkıyor ve
makyajı hala kusursuz.
Jack, Rose'a resimlerini gösterirken ve Titanic'in önünde el ele
tutuşurken, güneşin konumu geminin gidiş yönüne göre yanlış.
Jack'in büyüdüğüm yer olarak Rose'a bahsettiği göl, yapay ve o
tarihlerde bulunmuyor.
SAVING PRIVATE RYAN
Savaş sahnesinde vurulan bir asker, sol kolunu kaybediyor. Daha
sonra, yerden bir sağ kol alıp gidiyor.
Filmin başından sonuna kadar Fransızca bilmediğini söyleyen Tom Hanks,
filmin sonunda Fransızca bir şarkı dinliyor ve her nasılsa ne
dendiğini anlıyor.
Herkesin Fransızca konuştuğu birliğe bombardımanın başlayacağını
bildiren telgraf, Almanca geliyor.
Çevrede onlarca kum torbası olmasına rağmen, bir asker, bomba yapımı
için çorabını veriyor.
Askerler, bir sahnede keyifle filtreli sigaraları tüttürüyorlar. Hem
de bu sigaralar icat edilmeden yıllarca önce...
BRAVE HEART
Filmin en can alıcı savaş sahnelerinin birinde dikkatli bakıldığında
arkadan beyaz bir kamyonet geçiyor.
Savaşta kolu kopan bir adamın başka bir sahnede kopan kolu, yerine
geliyor.
Filmde, 2. Edward'ın eşi, Fransız asilzadesi Isabella, kayınpederi 1.
Edward tarafından William Wallace ile konuşmaya gönderiliyor. Ama,
genç kadın, ona aşık oluyor, pek çok tehlikeye karşı uyarıyor, hatta
ondan hamile kalıyor ve 1. Edward, felçli olarak yatarken onunla alay
ediyor. Sonunda, Wallace idam ediliyor.
Ancak, filmdeki tarihi hatalar, yenilir yutulur gibi değil. William
Wallace, 1305'te idam ediliyor. 1. Edward, 1307'ye kadar felç gibi
bir rahatsızlık geçirmeden gayet sağlıklı yaşıyor. 2. Edward,
Isabella ile 1308'de evleniyor ve kraliçe, İngiltere'ye o tarihlerde
ilk kez geliyor. Asla Wallace'ı ya da 1. Edward'ı tanımıyor. İlk
çocuğu 3. Edward'ı da 1312'de doğuruyor. Yani, Wallace'ın bu çocuğun
babası olabilmesi için mezarından çıkması gerekiyor.
Filmde, baltalar, lastik top gibi zıplıyor.
Savaş sahnelerinden birinin figüranlar gözlüklü ve saatli olduğu için
yeniden çekildiği biliniyor.
Son olarak, Wallace'ın idam sahnesinde kahramanın başının yanındaki
perdenin arkasında içi kırmızı boyayla dolu bir sprey şişesi
görülüyor.
MUMMY
Mumyaların içine konan siyah böceklerin insanları yavaş yavaş yediği
söyleniyor ama ayağı takılıp yere düşen birini bu böcekler anında
temizliyor.
MAVİ KORKU
Doktor bayan, suya elektrik vermeden önce soyunup elbisesini ayağının
altına koyuyor. Ama o kadar tehlike içinde, bir sonraki sahnede
giyinik ve üstü gayet düzgün.
KURTLARLA DANS
Filmin sonlarına doğru Kevin Costner'ın "yakın dostu" vahşi kurt,
Amerikan ordusu tarafından öldürülüyor. Ordu uzaklaşıyor, görüntüde
"vahşi" kurdun ölüsü var. Ama, boynunda bir tasmayla...
|