Sıranızı Kaptırmayın..KLASİK TEPKİ: "Sıraya geç kardeşim"
NEOKLASİK TEPKİ: "Şeker kardeşim sıraya geçiver"
REALİST TEPKİ: "Sıra var"
SURREALİST TEPKİ: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay'da bak
bir daha yapabiliyorlar mı?"
ROMANTİK TEPKİ: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz"
NATURALİST TEPKİ: "Sırana geç"
MODERN TEPKİ: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da"
POST-MODERN: "Sırana geç lan ayı!"
UZLASIMCI: "Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi"
DEVRİMCİ: "Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez.
Devrim olunca herkes hizaya gelecek"
KADERCİ: "iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse
hepimizin işi görülür"
FELSEFECİ (septik-kuşkucu): "Ön ve arka kavramları gorecelidir.O
tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden,
aslında arkaya geçmiş olabilir"
KANT'CI: "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o
tarafa,adam yok olur"
KOTÜMSER VAROLUŞCU: "Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde
bekleyin. Bir gün o adamda ölecek"
İYİMSER VAROLUŞCU: "Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya
çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor"
HUMANİST: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz
için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş
oluyoruz."
Düşünce Farkı
Diyelim ki Cenk isimli bir adam Ceyda diye bir kizdan hoşlanıyor ve
ona> sinemaya gitmeyi teklif ediyor.Ceyda kabul ediyor ve her ikisi
de oldukca iyi zaman geçiriyorlar. Birkaç akşam sonra bu kez Cenk
Ceyda'yı yemeğe davet ediyor ve gene çok iyi zaman geciriyorlar.
Birbirlerini düzenli olarak görmeye devam ediyorlar ve bir süre sonra
ikisinin de görüştüğü özel biri yokken, bir aksam gene yemeğe
çıkıyorlar. Dönüşte arabada otururken, Ceyda'nın aklına bir şey
geliyor ve üzerinde fazla düşünmeden pat diye
"Farkında mısın, bu gece görüşmeye başlayalı tam 6 ay oldu." diyor.
Bunun ardından derin bir sessizlik oluyor arabada. Ceyda için cok
uzun suren bir sessizlik bu. Ve düşünmeye basliyor:
Aman Allahım acaba yanlış bi şey mi söyledim? Belki de bu iliskinin
kendisini sınırladığını düsünüyordur. Belki de onu istemediği ya da
emin olamadığı bir şeye ittiğimi zannediyodur.
Bu arada Cenk de düşünüyor tabii:
Vay canına, 6 ay ha?
Ve Ceyda düşünmeye devam ediyor:
Bi dakka ya, peki ama ben bu türden bi iliski istiyor muyum? Bazen
kendim için daha çok alan istiyorum. iliskimize ne olacağını düşünmek
için. Yani, nereye gidiyoruz biz? Birbirimizi bu şekilde görmeye
devam mı edeceğiz? Yoksa yavaş yavaş evliliğe doğru mu gidiyoruz? Ya
çocuklar? Tüm bir hayatı birlikte mi geçireceğiz? Bu aşamadaki bir
bagğlılığa hazır mıyım? Bu insanı gerçekten tanıyor muyum?
Cenk'in de kafası düşüncelerle dolu:
...yaniiii...bu demek oluyor ki... dur bakiim.. Şubat. Evet Şubat'ta
ilk kez dışarı çıkmıştık, ki bu da benim arabayı yeni aldığım
zamanlara denk geliyor. Hmm kaç kilometre gitmiş oluyorum bu durumda?
Oha! Yağı değiştirmenin zamanı gelmiş!
Ve Ceyda düşünmeye devam ediyor:
Onu üzdüm. Yüzünden okuyabiliyorum. Belki de tamamen yanlış
anlıyorumdur. Belki de ilişkimizden daha fazla beklentileri vardır,
daha yakın ve bağlı olmak gibi. Belki de ben hissetmeden o çoktan
anlamıştı, şüphelerimi yani. Evet eminim ki anladı. Bu nedenle kendi
duygularını söylemekten kaçınıyor. Reddedilmekten korkuyor.
Cenk tam bi lineer düşünce gurusu:
Bu arada vitese de bakmalarını istiycem. O gerizekalılar ne derlerse
desinler hala vitesi geçirmede bi sorun var. Ve bu kez suçu havanın
soğukluğuna atmazlarsa iyi olur. Dışarsı 30 derece ve bu vites ööp
kamyonu gibi. Üstüne üstlük o beceriksiz heriflere 300 milyon ödedim.
Soyguncular!
Ceyda da arpacık kumrusu:
Bana kızgın. Ama onu suçlayamam. Ben de olsam ben de kızardım. Onu
böyle bir şeye soktuğum için o kadar suçlu hissediyorum ki... ama
n'apabilirm yani, ben de duygularımdan emin diilim ki!
Cenk de düşünüyor:
Büyük ihtimalle garanti süresinin sadece 90 gün olduğunu söylicekler...
pislik torbalari.
Ceyda'nın beyni oldukça yaratıcı:
Belki de ben cok fazla idealistçe davranıyorum, yanımda benim
hoşlandığım ve benden hoşlanan harika bir insan otururken, ben beyaz
atıyla bir şovalye bekliyorum. Öyle biri ki, benim bencilce, küçük
kız hayallerim yüzünden acı çekiyor.
Cenk'in beyni gel-gitte:
Garanti mi? Garanti mi istiyolar? Onlara bi garanti vericem ve onlar
da garantilerini alıp....
"Cenk" diye sesleniyor Ceyda...
"Efendim?" diyor Cenk irkilmiş bir halde.
"Lütfen kendine bu şekilde eziyet etme", derken gözlerinde yaşlar
beliriyor Ceyda'nın.
"Belki de hiçbir zaman... Offf Allahım, kendimi öyle sey hissediyorum
ki..." diyor ve hıçkırarak ağlamaya başlıyor.
"N'oldu şimdi?" diye soruyor Cenk.
"Ben koca bi aptalım, yani biliyorum ki şovalye falan yok. Bu
aptalca. Ne şovalye ne de at var." diyor Ceyda
"At mı yok?" diyor kafası karışık tabii zavallı Cenk.
"Aptal olduğumu düşünüyorsun di mi?" diye devam ediyor Ceyda.
"Elbetteki hayır!" diyor, en sonunda hiç değilse bir doğru cevap
vermenin mutluluğunu taşıyan Cenk.
"Sadece.. sadece zamana ihtiyacım var." diye cevap veriyor Ceyda
(Cenk en güvenli ne söyleyebilirim diye düşünürken bir 15 saniye>
gecer.) Ve> "Evet." der Ceyda etkilenmiş bir şekilde, elini
tutar."Cenk, gerçekten böyle mi hissediyosun?" "Nasi yani?"der Cenk
"Yani ben zamandan bahsederken." der Ceyda
"Ah elbette." der Cenk
Ceyda Cenk'e döner ve dikkatle gözlerine bakar. Tabii zavalli Cenk
gerilmistir. Tabii bir de at olayı vardır, ve eğer Ceyda gene attan
bahsederse ne diyeceğini bilmemektedir.
Ve en sonunda Ceyda konuşur:
"Teşekkür ederim, Cenk."
Cenk de teşekkür eder.
Derken alır kızı evine bırakır. Kızcağız, bitkinlik ve ruhundaki
acıyla sabaha kadar ağlar. Cenk eve gider, bi paket Panco açar ve
televizyondaki tenis maçına iyice gömülür. İcinden bi ses arabada
ciddi bi şeylerin gectiğini söylese de, anlamasının mümkün
olmayacağını düşünür ve üstünde durmamaya karar verir.
Ertesi gün Ceyda en yakın arkadaşını, hatta en yakın iki arkadaşını
arar ve yaklaşık 6 saat boyunca son olayların yorumu yapılır. Tabii
ki en kücük detay, mimik, kelimelerdeki nuanslar analiz edilmelidir
ve farklı senaryolar düşünülüp tartışılır. Bu konu günlerce tekrar
tekrar gundeme gelir ve asla sıkılınmaz.
Bu arada Cenk, Ceyda'yla ortak arkadaşları olan biriyle top
koşturmaktadır ve bir an durur, sıkılmış bir ifadeyle arkadaşına
sorar:
Ya Ceyda'nin hiç atı olmuş muydu biliyor musun?"
|